saflığın hiyerarşisi... hava ışığı yüklenemedigini, geçirgenliği içinde geçirgenliği ile birlikte kırılan bir ortam olduğunu,kendine dışsal kaldığını bilmez. rüzgarın bir ışık ortamına sürüklenmesi aydınlığında dönebileceği bir iç meyve bulduğundan değil, kendisine dışsal kaldığı müddetçe daha estetik veya uzanilabilir işaretlerine muhtac olduğu yeni isikta yeni görev istemi olarak kendini olumlar bir bicimde hiclikten askerî mantıkta bir pay ister. bu kadar aymazca, bön, ahmak, ve reddettiği duygu yükü oranında hissiz. elektrik komedyanın hiçlik bahsinde yeterli bir önemsizlik arz ettiği iddia edilebilir. kendine mühim kaldığı ölçüde küçülür Alis. böylelikle zamanın mağarasını cyberdreamin olasılık havuzunda daha henüz su yüzüne çıkmadık bir veri havuzunda boğmak. bohem havuzun köşeleri tutulmuş piyasasından seni ayiracak tek gerçek yok oluşu ilk kez bir sahibe boynunu sevdirmiş bir kısrak gibi, hala yabani. hala kendine sadık.
MİRAS
Şefkatin katı boşluğunda Sonsuza dek kanayan Çelikten güllerin kapısını açarsın Beni hafifçe öperek öldürürsün Kimse ne olduğunu bilmez Duvar konuşur bana sessizlik Ölüm muslukta yıkanan ortak umudumuz Bir posta kutusunda unuttuk ismi Hepimiz bir başkasının çocuğuyduk Sıvadan tasarruf iç sesimle Yeraltı yalnızlığı taşıyorum şimdi Paslı bir demire dua ediyor betonarme vicdan Çatlakta açan brutalist zambaklar, komün balkonları Terk edilmiş yapıya korsan yayın yapıyor Su borularından Fayanslarda büyüyor artık ıslak unutuluş Her balkon aynı lekede kurudu Biri kendini astı biri kalbini Paslı korkuluklar anımsıyor kahkahanı Sigarasız sessiz suçsuz Art brüt de severdi kabuslar panoptikon Sanki seninle aynı iklimden konuşuyoruz Kaçak katlarda ruhsatsız sevişmeler lekelemelerle Brutalist zambakların analog saatine uygun Soyuz11 ile bakışıyoruz Aramızda bir kozmonot parçalanıyor küfür kıyamet Madalyası parlak altın elbiseli İskitler kadar Cebimde yasaklı göktaşları Kancası kalbi...
Yorumlar
Yorum Gönder