Kayıtlar

Haziran, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Ey Tanrı, bu kadar embesili neden yarattın?
yukarıda, üstün gördüğü şeyin aşikar önemsizliğine varmak icin ölmesi gereken bir kişi daha.
saflığın hiyerarşisi... hava ışığı yüklenemedigini, geçirgenliği içinde geçirgenliği ile birlikte kırılan bir ortam olduğunu,kendine dışsal kaldığını bilmez. rüzgarın bir ışık ortamına sürüklenmesi aydınlığında dönebileceği bir iç meyve bulduğundan değil, kendisine dışsal kaldığı müddetçe daha estetik veya uzanilabilir işaretlerine muhtac olduğu yeni isikta yeni görev istemi olarak kendini olumlar bir bicimde hiclikten askerî mantıkta bir pay ister. bu kadar aymazca, bön, ahmak, ve reddettiği duygu yükü oranında hissiz. elektrik komedyanın hiçlik bahsinde yeterli bir önemsizlik arz ettiği iddia edilebilir. kendine mühim kaldığı ölçüde küçülür Alis. böylelikle zamanın mağarasını cyberdreamin olasılık havuzunda daha henüz su yüzüne çıkmadık bir veri havuzunda boğmak. bohem havuzun köşeleri tutulmuş piyasasından seni ayiracak tek gerçek yok oluşu ilk kez bir sahibe boynunu sevdirmiş bir kısrak gibi, hala yabani. hala kendine sadık.

Paper moon 1973

Resim
bir yaşayışın seni diger yaşayıştan men etmesi. iradenin evet ve hayırın aynı sey demeye geldiği bir uzam olmaması öyle sacma ki akla gelen ve yatmayan herşeyin kısa ömürlü de olsa nefes aldığı bir mekan mutlaka vardir gibi geliyor insana. artık eskisi gibi, dün nasılsa oyle konuşamıyor ve bakamıyor olmayı peki nasil konuşuyor ve bakıyorsun ile takas ettiğinde ortaya aklı sadece yetkin ve aldanılabilir cazibesi doygun bir evrenin dışından mı yoksa içinden mi tanımladığın kaliyor.., kendi suyunda kendi nazarına dalanın öz kumpasinda tanimlanan yeni ve sonsuz bir öz haset öz kıskançlık perdesi! dışardan seyretmeye kalktığında mutlaka yanıldığın seninkinden daha da bulanık sulara karışmış daha da kör bir aynada. ve böylece körleserek kader hakkinda büyük sözleri olan fakat küçük yaşantıları bile olmayan saflığı sonsuz bozunuma uğramış ahkami kesen serkeş bir külhani, kasti özyıkımcı niteliğini daha altta bir maddenin, hangi hiyerarşideki daha altta bir maddenin bereketli ve leziz ikramla...

Ağzı mühürlü

Kazanı kaynıyor mu vaktin? Bu anı sonsuza yaysak bir mekan kurulacaktır iç savaşın çekilmiş dişlerinden. Ben, ne denli hayalse ve en gerçek yerinde unutulmuş, gizin tebessümü öyle gayb oluyor küçük kuşların şarkısında.

Sus günlüğü

ben senin en kötü öğrencinim en çirkin ve en sevdiğin. ucube zihnimin kıvrımlarında dolasiyor gül ve sidik kokusu. beni mahvettin tebrikler. çamur gibi bulandırdın tenimi. kirliyim. hangi su arındırsa beni ölüsünü dirilten tanrının vaftiz ettiği gölgelerin kan gölünde boğ beni. sevmedin sen. sevmedin. sevmedin. sevmedin sen. sevmedin. sevmedin.

Ahlar

kalbim murdar bir çöp yığını başardım sonunda olmadık ilhamların sustugu kal parazitsavar böcek kralı cadı luhltvanin öldüğü gece karanlık bir hırsız uğursuz bir yıldızın altinda alçaldı.