bir yaşayışın seni diger yaşayıştan men etmesi. iradenin evet ve hayırın aynı sey demeye geldiği bir uzam olmaması öyle sacma ki akla gelen ve yatmayan herşeyin kısa ömürlü de olsa nefes aldığı bir mekan mutlaka vardir gibi geliyor insana. artık eskisi gibi, dün nasılsa oyle konuşamıyor ve bakamıyor olmayı peki nasil konuşuyor ve bakıyorsun ile takas ettiğinde ortaya aklı sadece yetkin ve aldanılabilir cazibesi doygun bir evrenin dışından mı yoksa içinden mi tanımladığın kaliyor.., kendi suyunda kendi nazarına dalanın öz kumpasinda tanimlanan yeni ve sonsuz bir öz haset öz kıskançlık perdesi! dışardan seyretmeye kalktığında mutlaka yanıldığın seninkinden daha da bulanık sulara karışmış daha da kör bir aynada. ve böylece körleserek kader hakkinda büyük sözleri olan fakat küçük yaşantıları bile olmayan saflığı sonsuz bozunuma uğramış ahkami kesen serkeş bir külhani, kasti özyıkımcı niteliğini daha altta bir maddenin, hangi hiyerarşideki daha altta bir maddenin bereketli ve leziz ikramlarında dengeleyen bir alışveriş tuzağından teklif eder.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MİRAS

(babama)

Yankısız